A Milli Futbol Takımı yeniden doğuyor: 2002 Ruhundan 2026 ruhuna! (Nostalji içerir!)

A Milli Futbol Takımı yeniden doğuyor… Aslında turnuva başlayabilecek en kötü senaryo ile başlamış. Beşinci kez kupayı evine götürecek olan, Dünya Kupası’nın sefiri sambacılara karşı ilk maç…
Ancak umutsuzluk yok, ruhsuzluk yok inanmışlık var, karakter var ve futbol var…
Anaokulu daha yeni bitmiş, kavurucu bir sıcak ve Milli Takım Dünya Kupası’nda… Hem de televizyonda izlediğimiz en iyilere karşı… Taktik bilmeden, tamamen memleketsel duygularla bir destek mevcut…
A Milli Futbol Takımı’mız 2002 yılında Dünya Kupası’nda neler başardı?
O dönem sokaklarda gözünün altında siyah boya sürülü kişileri ve çocukları görebilirdiniz. Hatta anne ve babasından izin alıp berberde “Abi davala saçı yap” diyen bir nesil bile mevcuttu..
Ronaldo’nun saçı biraz iddialıydı… Çünkü ve onu söylemeye cesaret edebilen pek olmamıştı…
Farkında değildik, ne kadar zorlu bir rakibe karşı oynuyoruz. Ancak Hasan Şaş’ın attığı o golden sonra Brezilya’yı yenmenin çok da zor olmadığını herkes düşünmüştür.
Heyecanla devre arasında dondurma almaya evin küçükleri giderdi… Yolda da yıldızları nasıl alt ettiğimizi konuşurduk.. Dolaptan çıkan soğuk meyveler, bir yandan dondurmalar bir yandan da büyük bir “acaba” hakimdi…

Ronaldo çok da geçmeden hevesimizi kursağımızda bıraktı ancak pes etmek hiçbir zaman kitabımızda yoktu… Öyle bir durumdu ki; Ronaldo, Ronaldo olduğu için attığı gole üzülürken bir yandan da onu izlemesi keyifliydi…
Muhteşem bir mücadelenin ardından son dakikalarda Rivaldo bütün sevincimizi hüzne dönüştüren o golü attı. Kupaya kayıpla başlangıç.. Oldukça zor bir süreçti…
Ardından gelen Kosta Rika beraberliği ise bütün umutları yok eder nitelikteydi.. Ancak her zaman bir umut vardı. Çin’e karşı 3-0 üstün bir galibiyet bir üst tur için yetmişti..
Ev sahiplerinden biri olan Japonya’da hezimetimize uğradı. Sabahın köründe, sıcağın ortasında kimisi kahvede kimisi esnaf dükkanında takip etti. Hayat devam ederken, güne çeyrek final biletiyle başlamak herkesi sevindirmişti.
A Milli Futbol Takımı yeniden doğuyor!
Çeyrek Finalde rakip zorluydu ama imkansız değildi. Bu sefer öğlen sıcağında bunaltıcı bir havada hakimdi. Hava zaten terletiyordu ama 94 dakika boyunca ekran başında da terledik. Derken, sahneye İlhan Mansız çıktı ve o günün sıcağını bir golle unutturdu.
Grubun başında imkansız olan hayal, şimdi bir rüya gibi ilerliyordu… Derken rakip yine Sambacılardı… Ancak bu sefer niyetimiz final yoluydu… Belki de o gün ülkede hayat durmuştu, tarihi bir maç oynanıyordu…
İlk maçta olduğu gibi ikinci yarının başlarında yine Ronaldo sahne aldı… Ancak inancımız yine kırılmadı. 90 dakika boyunca beraberliği değil, galibiyeti düşündüğümüze yemin edebilirim. Fakat onlar da kupayı beşinci kez evlerine götürmeyi kafalarına takmıştı.. Nitekim biz kupanın diğer ev sahibi Güney Kore’yi yenip, üçüncülüğü alırken, onlar da Almanya’dan kupayı almayı başarmıştı…
2002’de Dünyanın en büyük üçüncü takımı olmuştuk. Bu gurur, bu heyecan, öğle sıcağında yenen dondurmalar, sabahın köründe ayakta takip edilen o maçlar.. Hepsi meyvesini vermişti…
2026 Dünya Kupası turnuvasında A Milli Futbol Takımı’mız neler yapacak?
Şimdi sıra 24 yıl sonra “Bizim Çocuklar”‘ da!
ABD, Paraguay ve Avustralya karşısında D grubunda hayati bir savaş vereceğiz. İnancımız tam, heyecanımız yüksek. Dondurmalarımız ise yerini sabah çayına, sabah simidine bırakacak gibi duruyor. Çünkü ülke saatiyle Avustralya maçı sabah saat 7’de, Paraguay 6’da, ABD’de sabah 5’te oynanacak.
Jenerasyonumuza, hocamıza güvenimiz tam. Umuyoruz ki sonu şampiyonluk olur, umuyoruz ki sonu güzel biter… Haydi Türkiye!

Okumaya devam et:
- Beşiktaş armasının anlamı nedir?
- Galatasaray armasının anlamı nedir?
- Fenerbahçe armasının anlamı nedir?
- Dünya Kupası som altın mı? (Değeri ne kadar?)








